Zeynep Sipahioğlu Söyleşisi

Sevgili Zeynep ile bu söyleşiyi gerçekleştirdiğimizde yayın evini açıklamayı istememişti ama sözleşmesini imzaladı ve tanıtımları yayınlanmaya başladı… Mortena Yayınlarından “FIRTINAYA VURGUN” yakında raflarda


Merhaba Zeynep Hanım, sizi tanıyabilir miyiz? Wattpad deki Güzel hikâyelerin yazarı Zeynep Sipahioğlu’nu yakından tanıyalım…  


Merhaba Resmiye Hanım; Öncelikle benimle yaptığınız bu söyleşi için çok teşekkür ederim.

Ben Zeynep Sipahioğlu. Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler ön lisans mezunuyum.2006 da mezun oldum. Binlerce üniversite mezunu gibi bende hala atanmayı bekliyorum. Şuan iş kur aracılığıyla geçici olarak üniversite de çalışıyorum. Bunun dışında ki tek sosyal faaliyetim okumak ve yazmak...



İlk yazmalıyım dediğiniz anı bize anlatır mısınız? Nasıl karar verdiniz ve ilk adımı nasıl attınız?

Wattpad’e sadece okumak için üye oldum. İlk üye olduğumda hiç birini ayırt etmeden bir sürü hikâye okudum. Okudukça insan seçici olmaya başlıyor. Şimdi her yazılanı okuyamıyorum. Beni okuduklarım doyurmuyor. İlk zamanlar yazma düşüncem hiç olmamıştı. Çünkü nasıl yazılır yâda duygular nasıl ifade edilir bilmiyordum. Buda zamanında yeterince kitap okumamamdan kaynaklanıyordu. Ama okudukça aklınızda bir şeyler oluşmaya başlıyor. Bir süre sonra acaba bende yazabilir miyim diye düşünmeye başlıyorsunuz. Wattpad’a üye olduktan beş ay sonra ilk hikâyem Diğer Yarım'ı yazmaya başladım çok acemice yazılmış betimlemelerden yoksun her şeyin çok acelece anlatıldığı bir hikâyemdi. Ama o hikâye bana diğer hikâyelerimi yazmam için kapıları aralamış oldu. Yazdıkça okudukça kendimi biraz daha geliştirdim ama hala eksiklerim olduğunu düşünüyor ve kendimi geliştirmek için çabalıyorum. En başta kitap okumaya çalışıyorum. Çalışıyorum diyorum çünkü şuan yazdığım Anlımın Yazısı hikâyem beni çok zorlayan bir hikâye tüm boş vakitlerim yazmaya harcıyorum.

Fırtınaya Vurgun basılacak olan ilk romanınız olacak, elbette heyecan dolu günler sizi bekliyor. Biraz bu projenizden bahseder misiniz? İçerisinde aşk olduğunu biliyoruz ama biraz konudan bahseder misiniz?

Evet doğru. Fırtınaya Vurgun basılacak olan ilk hikâyem olsa da bu benim yazdığım ikinci hikayem. Acemiliğimi biraz daha attığım bir hikâyem. Hikâyem de aşk, ayrılık, dostluk, ailevi ve toplumsal değerler ve buna yaklaşımları harmanladığım bir hikâyem. Başkahramanımız Dilara'nın kocası tarafından iftiraya uğrayarak düğün sabahı ailesinin kapısına bırakılmasıyla hikâye başlıyor bu kadar diyebilirim.

Aşkı yazmak anlatmak için yaşamak gerekiyor mu? Yoksa başkasının yaşadığı duygular üzerinden empati yapmak yeterli midir?

Hepimiz duygusal olarak farklı yaradılışlarda insanlarız. O yüzden bu soruya net bir cevabım yok. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim empati kurmak bazen yaşanmışlıkların önüne geçebiliyor. Ben aşk dolu diyalogları yazarken kendimi yazdığım karakterin yerine koyarak yazıyorum. Ben olsaydım diye düşünerek yazıyorum. Bazen ben çok daha büyük tepkiler verirdim diye düşündüğüm halde kurgu ve olaylar gereği farklı şeyler ortaya çıkabiliyor. 


Son olarak yeni projelerinizden ve ilk romanınızdan beklentilerinizi aktarır mısınız?

Fırtınaya Vurgun'dan güzel şeyler bekliyorum. Çünkü çok emek verdiğim ve zor bir süreç geçirdiğim bir hikâyem. En az baştan sona 4 kere ele alıp düzenlediğim bir hikâyem. Çünkü zaman geçtikçe kendinizi geliştirdikçe eski yazdıklarınızı beğenmiyorsunuz. Ben kendi eleştirme konusunda yeri gelince çok acımasız olabiliyorum. Hikâyemin kurgusuna çok güvendiğim bir hikâye. En büyük hayalim hikâyemi sayfalardan sonra ekranda görebilmek. Hikâyem senaryolaştırmaya çok müsait bir hikâye ve başarılı bir proje olacağına inanıyorum. İnşallah bir gün ekranlarda da görmekte nasip olur.

Fırtınaya Vurgundan sonra şuan devam eden Alnımın yazısı kitap sürecine girecek. Yoğun bir çalışma Alnımın yazısı için başlayacak çünkü tek kitap olamayacak kadar uzun bir hikâye. Yazılan bir hikâyeyi tekrar ele almak sıfırdan yazmaktan çok daha zor bir süreç bana göre... Halı hazırda bekleyen Fırtına'ya Vurgun karakterlerinin çocuklarını anlattığım Fırtına Esintisi var ve benden bölüm bekleyen okuyucular. Sadece tanıtım yayınladığım yedi isimli hikâyeyi de unutmamak gerek. Önce Fırtına Esintisi sonra yedi gelecek. Aklımda bir sürü kurgu var ama benzer hikâyeler wattpadda çok olduğu için biraz duraksamama sebep oluyor. Onlardan sıyrılmak için kurguyu iyi oturtmak gerekiyor.

Son olarak serbest bölge ne söylemek istersin…

Bu süreçte yanımda olan Yasemin Şahin'e çok teşekkür ederim. Hiçbir beklentisi olmadan hikâyemi düzenlememe yardım eden dikkatli iyi bir okur ve bloger. 

Ayrıca Öykü’me (Öykü Odabaş), Ayşegül Ablama(Ayşegül Çiçekoğlu) yoğun temposu içinde bana zaman ayırıp kafalarını şişirsem de beni dinleyip yol gösterici olduğu için çok Teşekkür ederim. 

Ayrıca Funda Taşkın'a, Özlem Yalçınkaya'ya Nurhayat Turna, Didem Bilaş'a en önemlisi yayın evime ismini şuan açıklayamıyorum ama bana hikâyemin basılması için fırsat verdikleri için çok teşekkür ederim.
Son olarak hikâyemi okuyanlardan ufak bir rica istiyorum. Profesyonel değilim o yüzden okuyanlar bunu bilerek eleştirsinler ve düşüncelerini bana muhakkak ulaştırsınlar.


Kitap okumak, nefes almak, yemek yemek gibi bir ihtiyaçtır. Lütfen zamanımızı boş televizyon programlarının karşısında geçirip (zamanında yaptığım en büyük pişmanlığım) beynimizi köreltmek yerine kitap okuyup iç dünyamızı zihnimizi ve kendimizi geliştirelim.


Bana zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Umarım her şey gönlünüzce olur

Yorumlar

  1. Canım Resmiyeciğim benimle bu güzel söyleşiyi yaptığın için çok teşwkkür ederiim.

    YanıtlaSil
  2. Canım Resmiyeciğim benimle bu güzel söyleşiyi yaptığın için çok teşwkkür ederiim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

“DELİ”nin yazarı GÜLSEN KILIÇASLAN Söyleşisi…