Kitap Adı : Geçmişin Yükü
Yazarı :      Mehmet Geliç


Hepimiz günün yorgunluğunu atmak için rahat bir yatakta, güzel bir uyku arzularız. Bazılarımız deliksiz sabahlarız, bazılarımız defalarca uyanırız. Rüyalar görür bazılarımız; kimi ömrü boyunca beş defa, kimileri her uykuda üç defa. Yüzde doksanımız ise gördüğü rüyaları hatırlamaz bile. Peki ya hatırlayanlar, ne kadarını hatırlıyorlar? Ya da hatırladığımız rüyalar bize ne anlatıyor olabilir?

Bir gece tanımadığınız birinin adını duysanız rüyanızda, o kişiyi arar mıydınız? Peki, o kişi de sizin adınızı duyuyorsa rüyasında; o zaman ne yapardınız? Erkan ve Levent birbirlerini rüyalarında görüp geçmişlerine dair bir gerçeği aramaya çıktılar. Yolları zorluydu ve bir cinayete karışıp peşlerine Baş komiser Cemil'i de takmışlardı. Soru işaretleriyle dolu yolculukları bir şehirden diğerine uzanırken, beklenmedik bir sonuca sürüklendiler. Geçmişin yükünü taşıyamayan iki adam ve beraberinde son bulan hayatlar...

Evettttttttttt güzeller güzeli benim için derin izler tasıyan bir romanın sonuna geldim ve yorumumu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım efendim...



Birbirini hic tanımayan birbirinden habersiz iki insanin Rüyalarında yaptıkları bir yolculuktu onlarinki.Normal hayat süren iki insanın birden bire hayatlarında gelisen beklenmedik olaylar...Ortada işlenen iki cinayet vardır...Geçmişe ait kazada yasamini yitiren iki çocuk...Peki ya doğru sandigimiz gerçekler bizim bildigimiz gibi degilse?



Ağaçların arasında belli belirsiz karartılar görüyordu.
Kardeşinin sesi sürekli yer değiştiriyor, her defasında
daha da acı içinde, farklı bir ağaç arkasından geliyordu. Erkan,
kardeşinin acı içinde kendine seslendiği ağaçlara yöneldikçe,
kardeşi kaçıyor gibiydi.
“Abi, beni bırakma,
beni al buradan!”
haykırışlarına çaresizce bağırmak
istese de cevap veremiyordu.
Nefes nefese kalmıştı. Hepsi birbirinin aynısı ağaçların
altında öylece durdu. Kardeşi Metin’in sesi her yerdeydi.
Yavaşça, zor duyulan suyun sesine doğru yürümeye
başladı. Metin’in sesi de onu takip ediyordu. Kardeşi,
beni kurtar, yardım et, kelimelerinin arasında başka bir şey
daha söylüyordu. Çok net olmasa da “Levent” diyordu.
“Abi Levent’in yanındayım, kurtar beni!”
Erkan, bütün uğultular arasında tekrar nehrin yanına
gelmişti. Su daha bulanık sessiz akıyordu. Metin’in de sesi
kesilmişti artık. Erkan etrafına bakarken ayakları kaymaya
başladı. Bastığı toprak zemin çamurlaşmıştı. Yürümek
istedi ama ayakları gitmiyordu; olduğu yere yığıldı ve
çırpınmaya başladı.


Peki ya hayatimizi başkaları yönetiyorsa bizim adimiza başkaları karar veriyorsa ve bundan haberimiz yoksa ???Sonuçları bizim açımızdan sağlıklı olur muydu ???Yoksa hüsran ile mi sonuclanirdi???En çok sirtimizi dayadigimiz guvendigimiz insanlar bizim yararimiza olacağını düşünerek geleceğimizi mahvederse???Acaba birbirini arayan bu iki insan için başka secenek var miydi ???Eğer olsaydı sonuç değişir miydi ???Hersey farklı olur muydu???Levent ve Erkan...Levent kizinin olmedigini düşünüyor onu bulma ümidiyle yanıp tutusuyordu...Erkan dileği sevdiği insanla geleceğini mutlu bir şekilde geçirmekti.

Yeni Bir Hayat İstiyorsan, 
Eskisini YOK Etmelisin.

Fakat hiçbişey sandiklari gibi gitmedi yaşamış oldukları olaylar onları çok farklı bir yerlere sürukledi...Tum bu sorulara cevap bulabileceginiz baştan sona kadar her sayfada yeni sorular bulup yeni cevaplar arayacaginiz sürükleyici sade bir anlatimi olan severek elimden birakmadan okudugum çok güzel bir polisiye Roman...Olaylar hic de tahmin ettigim gibi gitmedi...Final ise tam bir ters köşe...
Hepimizin bir seçme hakki vardır...Fakat başkaları bizim adimiza kararlar verip yasamimizin duzenini bozabiliyor...

Gerek betimlemeleri gerekse anlatım dılının yalın sade oması ıle gonlumu fethetmeyı basardın GEÇMİŞİN YÜKÜ ;)



 Geçmişte yaşanılan, yaşatılan kötü anlar için yük demek fakat güzel anları "hatıra" diye anmak ise insanın ikiyüzlülüğünden ileri gelendir.
oysa geçmiş iyisiyle kötüsüyle insana aittir, insana özgü, insan kokulu... ve bu sahip olunan anılar bütünü içersindeki en ufak umutsuzluk anları bile üstünden zaman geçtikçe hafızaya yerini sabitler. ne gece ne gündüz ne günün belli herhangi bir zamanı değil de; insan kendini keskin, umutsuz, mutsuz, çaresiz hissettiğinde göze çarpar. halbuki bu oyunun amacı geçmişte yaşanılanları geleceğe deneyim oalrak aktarmaktır. oysa hepimiz yanlış anlarız bu küçük oyunu ve geçmişi bir parça anımsamaya görelim; her şey bir bir "hata" gibi çıkar gün yüzüne... 
geçmiş, yaşanılanlar ne kadar iyi veya ne kadar kötü olursa olsun bize az buçuk tecrübe katmış olmalı ki onların adına gerçekten yaşanmışlık diyebilelim.


Geride bıraktıklarınız ileri gitmenizi engellemesin...İleriye bakabilmek için geçmişi yok etmek gerekir...
Bütün yükler geride kalsın.ÖFKE İLE KALKIP GERİ DÖNÜLMEZ YOLLARA GİRMEYİN.HAYAT KISA SİZ SİZ OLUN YAŞADIGINIZ HER SANİYENİN KIYMETİNİ BİLİN...HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN...YENİ RPMANLARDA BULUŞMAK DİLEGİMLE...

BİR HARİKA KİTABIN DAHA SONUNA GELDİM KEŞKE BİTMESEYDI DEDİGİM KİTAPLAR ARASINDA YER ALDI GEÇMİŞİN YÜKÜ MEHMET GEİÇ/ GEÇMİŞİN YÜKÜ 

VE BENİM GEÇMİŞİN YÜKÜ ESERİNE PUANIM : 5/5

KİTAPLARLA ÖMRÜMÜZ GEÇMESİ DİLEKLERİMLE...
GÖRÜŞMEK ÜZERE...
SEVGİLER :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“DELİ”nin yazarı GÜLSEN KILIÇASLAN Söyleşisi…